Yazıya başlık olan konuyu, paneldeki konuşması sırasında Sayın Kaplan dile getirdi. Konuşmasında, “Osmanlının tarih sahnesinden çekilmesinden itibaren tüm stratejiler, gayretler ve çalışmalar, İslam’ın yeniden ortaya çıkarak tarih sahnesinde yerini almasına engel olma gayesi taşımaktadır” diyen Kaplan, Osmanlı’daki adalet, insan hakları ve medeniyet konusuna vurgu yaparken çok çarpıcı bir örnek verdi ve o güne kadar duymadığım tarihi bir anekdotun altını çizdi.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethi sırasında gemileri karadan yürütmek zorunda kalmasının temel nedeninin, Haliç’e çekilen zincir nedeniyle gemilerini buraya sokamamaktan ve başta Cenevizliler olmak üzere Avrupa’dan gelen yardımların Haliç’e girmesini engelleyememekten değil, tarihin o güne kadar gördüğü en büyük topları imal ederek surları onlarla döven Fatih’e, kullanılan toplar nedeniyle dönemin şeyhulislamının yaptığı bir itirazdan kaynaklandığını söyledi.
Sayın Kaplan’ın anlattığına göre, Şeyhulislam’ın itiraz nedeni, bu muazzam topların ateşlenmesi sırasında kimi topların surları aşarak, kale içindeki Bizans halkına zarar verme ihtimaliymiş.
Şeyhulislam bunun şer’an sakıncalı olduğunu ve savaşta bile olunsa sivil halka zarar verilmesinin İslam’a aykırı olduğunu beyan edince, Fatih alternatif planlar yapmak ve savaşın daha kısa sürede bitirilmesini sağlayacak strateji geliştirmek zorunda kalmış.
Konuyu uzatmak ve bir tartışma açmak istemiyorum.
İran’ın denemesini gerçekleştirdiği 2 bin km. menzilli füzeye ait tepkileri okurken yukarıdaki anekdot geldi aklıma.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder